Sondakika haberlerinin cep telefonunuza bildirim olarak gelmesini ister misiniz?

:

:

:

Çaykur Rizespor-Galatasaray maçı sonrası yazar görüşleri

Çaykur Rizespor-Galatasaray maçı sonrası yazar görüşleri
Tarih: 8 Kasım 2015 Pazar 11:34
Çaykur Rizespor-Galatasaray maçı sonrası yazar görüşleri
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Çaykur Rizespor-Galatasaray maçı sonrası yazar görüşleri
 
HALİL ÖZER: HAMZA HOCA ROTASYON YAPAMAZ
 
Bir kere şunu belirtelim.
 
Süper ligin en iyi maçlarından birisini izledik.
 
O yüzden iki takıma tebrikler.
 
Tabii ki öncelik Rizespor ve Hikmet Karaman’ın.
 
Galatasaray üst üste gerçekten mücadele düzeyi çok yüksek maçlar oynadı. Hem de ara vermeden. Üstüne bir de milli takımı ekleyin. Ama tabii ki bunda anormal bir şey yok. Dünyanın her üst düzey takımında böyle. O yüzden kadrolar zengin. O yüzden teknik direktör rahatlıkla rotasyon yapabiliyor.
 
Şimdi Galatasaray’da böyle bir zenginlik var mı? Hamza hocanın böyle bir lüksü var mı? Hayır yok. Yorgunluğuna ek olarak bir de büyük acı yaşayan Selçuk İnan’ı bile dinlendiremiyor. Hakan Balta’ya, Sneijder’a Podolski’ye asla kafa izni veremez.
 
Hemen hemen her maçta oynamak zorundalar. İşte burada sezon başında yapılan transfer hataları ortaya çıkıyor. Otomatikman ihale bu kadroyu zenginleştiremeyen, örnek olarak Melo’nun yerine adam alamayan yönetime kalıyor. O yüzden diyorum Hamza hoca ne yapsın? Yani bu kulübeyle rotasyon olmaz. Olursa da ancak bu kadar olur. Ama buna rağmen binbir zorlukla skor üstünlüğü yakaladı. İstediğin kadar tükeniş sendromu boyutuna gel. Oradan o maç verilmez. Bu tarz maçlar bir takımı şampiyonluğa ulaştırır. G.Saray gibi bir ekibin o dakikaları 9 kişi bile kalsa kıyıda köşede rahat rahat bitirmesi gerekirdi. 2. golü geçiyorum. 3. ve 4. gollere bakın. Büyük takım böyle goller yemez. Yememeli.
 
Oysa iyi başlamıştı. Belki kadro kamikaze kadroydu ama yine de işler iyi gitti. Maçı bile koparabilirdi. Ama rakip özellikle orta alanda iyi çıkan bir ekip olunca zaman geçtikçe, yorgunluk çöktükçe, sıkıntı olmaya başladı. Burak, Umut, Olcan, Podolski, Sneijder ve Yasin gibi geriye çok koşmayanlar aynı anda oynayınca ilerleyen dakikalarda sıkıntı daha da büyüdü. 20’den sonra Rize orta alanında Robin ve Ahmet İlhan o kadar rahat çıktı ki ve buna çare bulunamadı. Selçuk’un sakatlanması ise tam tuz biber oldu. Takımın tek koşan, her bölgeye yardım eden oyuncusunun çıkması gerçekten ağır bir darbeydi. Sneijder mecburen top çıkarmak için geriye geldi. Ön libero gibi oynadı. Burak, Umut çakılı kaldı. İki forvet vardı ama aslında hiç yoktu. Hamza hoca G.Saray isminin ağırlığı ile maçı alırım, idare ederim ardından milli maç arasına girerim diye düşündü ama olmadı. Hamza hocanın
planları, Hikmet hocaya, yorgunluğa ve Rize orta alanına takıldı.
 
HİKMET KARAMAN
Gerçekten müthiş bir yönetim enerjisi var. Hiçbir an yılmıyor. Oyuncularının arkasındaki en büyük güç. Üstelik oyun içinde rakip zaafları çok iyi tespit ediyor. Her oyuncusunu çok iyi kullanıyor. En önemlisi durum ne olursa olsun asla çöküntüye uğramıyor. Ah hocam bir de az konuşsan keşke!
 
CHEDJOU
Şapka çıkartılan bir adamken, bir anda böyle bir çöküntü nasıl oluyor çözemedim. Portekiz’de zaten çok kötüydü. Rize’de ise facia. Hakan Balta oyundan çıkınca iyice patladı. Aman Chedjou diyoruz, başka bir şey demiyoruz!
 
 
ERHAN TELLİ: KUMARIN SONU 
 
Sonuca hiç şaşırmadım, çünkü bekliyordum... Hamza Hamzaoğlu’nun bir gün bu kumarı oynayacağını da, sonucunun felâket olabileceğini de, 4-1’lik Gençlerbirliği maçı sonrası, ‘Madalyonun öteki yüzü’ diyerek yazmıştım. Üstelik, Arena’daki top toplayıcı çocuklara bile ‘Sneijder nerede oynar ?’ diye sorsanız bilirler diyerek!.. Evet, Hamza Hamzaoğlu Rize deplasmanında büyük bir kumar oynadı.
 
Sneijder gibi, mevkisinde dünya çapında sayılı oyuncular arasında gösterilen gerçek bir ustayı, sırf kendi teknik direktörlük egosunu tatmin edebilmek adına, ‘nerede oynatırsam oynatayım, nasıl olsa çıkıp oynar’ mantığıyla, gidip ön libero yaptı. Sneijder’ın maçın başında tamamen kendi kalitesi ve pozisyon bilgisi ile attığı o golü de görünce, kendi kendine ‘Haklıymışım işte’ dedi. Ama ne yazık ki, kendi silahı ile kendi ayağına sıktığından haberi yoktu! Bununla da kalmadı... Bir de üstüne, geçtiğimiz yıldan beri takımını oynattığı 4-2-3-1 sisteminden vazgeçip, 4-4-2’ye dönerek,
 
Burak ve Umut’u çift forvet olarak sahaya sürdü. İşin ilginç yanı, daha üç gün önce Benfica maçı sonrası iki golcüsünün de zaaflarından şikayet edip, hemen ardından ikisini birden Rize’de oynatmasıydı! Onun bu büyük kumarı, Sneijder’ın maçın hemen başında attığı güzel golle, 15 dakika kadar tuttu. Ama Selçuk’un sakatlanıp, kafaca maça hazır olmayan Rodriguez’in oyuna girmesiyle birlikte her şey bir anda değişiverdi. İspanyol oyuncunun pas hatasıyla başlayan atakla gelen beraberlik golü, Galatasaray’ın baskısını tamamen bitirdi. Rizespor Mehmet Akyüz’le bulduğu gollerle coşuyor, savunmanın önünde çaresizce çırpınan 10 numaralı Sneijder’ın durumu ise, içler acısı bir hâl alıyordu.
 
Evet, koskoca G.Saray, sezon başında İnter’e sattığı Melo’nun yerini Sneijder’la doldurmaya çalışıyordu! İkinci yarıda Yasin ve Podolski’nin kanat değişimi, Alman oyuncunun attığı golle sahaya olumlu yansıdı. Hatta Olcan’ın golü ile Hamza Hamzaoğlu bir kez daha haklı çıkacak olmanın hayali ile sevindi ama maç henüz bitmemişti. Semih’in sakatlanması ve Umut’un gördüğü kırmızı kartla oyun dışı kalmasıyla, Galatasaraylı oyuncular psikolojik olarak skoru koruma adına geri çekilince, felâketi getiren goller de peşi sıra geldi! Uzatmada yeniden iki gol, aslında Hamza Hamzaoğlu’nun oynadığı büyük kumarın da sonu oldu!
 
BİLAL’IN KREDISI...
 
Benfica karşısında kötü oynadı diye, Bilal’in kredisi bitti mi? Selçuk çıktığında oyuna Bilal değil de Rodriguez giriyorsa, o zaman İspanyol oyuncu Benfica maçında neredeydi hocam?
 
MUSLERA’NIN ÇILESI...
 
Şu maçları izledikçe herhalde tüm G.Saraylılar, en çok Muslera için üzülüyorlardır. Adam ne yapsa ne etse, yine de en fazla gol yiyen kaleciler arasına girmekten kurtulamıyor.
 
ÖMER ÜRÜNDÜL: Yanlışlar zinciri
 
Dün gece Rize'de gel-gitlerin yaşandığı, bir o tarafa, bir bu tarafa giden bir maç, Çaykur Rize'nin uzatmada gerçekleştirdiği mucizeyle noktalandı. Galatasaray zoru başarıyor derken, uzatma bölümünde yediği golle önemli bir 3 puan kaybetti. Hamza Hamzaoğlu takımın yorgunluğunu göz önüne almadan deplasmanda çift santrforlu ve tamamen ofansif ağırlıklı bir 11 sahaya sürdü. Galatasaray'ın işi kolay olmaz diye düşünüyordum ancak ilk 20 dakika tamamen Galatasaray ağırlıklı bir saha içi görüntüsü ortaya çıktı. Sneijder, alışılmış güzel gollerinden biriyle çok erken skor avantajı yakalanmıştı ve top hep Galatasaray'daydı.. 
 
Rakip ne karşılama görevini yapabiliyor ne de top kullanabiliyordu. Sneijder biri kalecinin çok net kurtardığı iki şut girişimi daha yaptı. 20. dakikaya gelindiğinde Selçuk sakatlanıp çıktı. Yerine alınan Rodriguez'in oyuna girer girmez kaptırdığı topla Mehmet Akyüz skora denge getirdi. Hemen ardından da Hakan Balta sakatlanıp çıkınca, bütün saha içi dengeleri tersyüz oldu. Artık sürekli ani çıkışlarla gol arayan Rize vardı ve devre sonunda öne geçtiler.
 
Galatasaray yorgundu... Hamza Hamzaoğlu'nun hamle şansı tek futbolcuya kalmıştı. Kısacası işler ikinci yarıda çok zordu. Galatasaray ikinci yarıya yine ilk yarı gibi başladı. Rizespor da yine ilk 20 dakika gibi son derece pasif bir görüntüye büründü. Ahmet İlhan sakatlandığında Hikmet Karaman önemli bir yanlışa imza attı. Orta sahaya bir takviye yapacağına bu maçın oyuncusu olmayan İsmail'i sahaya sürdü. Ardından Galatasaray önce Podolski ile sonra da Olcan'la yenik durumdan skor avantajı yakaladı. Hamzaoğlu'nun bir hatası da Olcan'ın golünden sonra Burak'ın yerine Bilal'i oyuna almamasıydı.
 
Artık maç böyle biter dedik ama dün gece beklenmeyen geri dönüşlerin gecesiydi. Galatasaray 10 kişi kaldıktan sonra uzatma bölümünde o ana kadar en kötü maçlarından birini sergileyen Kweuke sahneye çıktı. Önce attı, sonra attırdı ve takımını zafere taşıdı. Galatasaray dün gece üç sakat verdi ve 3 puanı kazandım derken iki dakika içinde kaybetti.
 
LEVENT TÜZEMEN: Eyyamın sonu
 
Yunan filozof Epitetos şöyle der: "İnsan verdiği bütün kararları uygulamamalıdır. Sadece doğru ve akıllı kararları uygulamalıdır..." 
Galatasaray, Lizbon'da kaybettiği maça kadar oynadığı 8 maçta 6 galibiyet 2 beraberlik almıştı. Bu başarılı tablonun sebebi Hamza Hoca'nın kadro istikrarına verdiği değerdi. 
 
Bir gerçek var ki; Lizbon'da kadrodaki taşları yerinden oynatmak ve bu ısrara Rize'de devam etmek takımın ritmine, oyuncuların birbirleriyle oynama alışkanlığına zarar verdi. Bana kimse Selçuk ve Hakan'ın sakatlanıp oyundan çıkmalarını Rize'deki utanç verici yenilgiye mazeret gösteremez. Çünkü Hamza Hoca'nın kadro tercihi eyyama dayalıydı. Burak Lizbon'da sinirli ve etkisizdi. Rize'de Hamza Hoca'nın çift forveti "Aman Burak alınmasın...
 
Aman Umut'a ayıp olmasın" anlamındaydı. İkisi de çok etkisizdi. Ayrıca ben Selçuk- Sneijder ikilisini 3.5 yıldır orta sahada yan yana oynarken görmedim. Ama Sneijder'in orta sahaya gelip top aldığını gördüm. Önde oynarken mükemmel bir gol atan Sneijder, Selçuk sonrası geride kalınca Galatasaray pozisyon üretmekte zorlandı. Keşke sakatlanan Selçuk'un yerine Bilal oyuna girseydi. Çünkü orta alan deneyimi olan Bilal sayesinde, Sneijder daha özgür olurdu.
 
Ne yazık ki; Rodriguez kafasına göre takılan, egosu yüzünden takım oyununa ayak uyduramayan bir oyuncu. Bu müthiş yeteneği Real Madrid görememiş hiçbir İspanyol kulübü istememiş...Rodriguez'i G.Saray'a bulunmaz Hint kumaşı gibi getirennler bunun hesabını vermeliler. Hamza Hoca'nın savunma anlayışı Rodriguez'den daha iyi olan Jem Karacan'ı yedek kulübesine bile almaması büyük hataydı.
 
Ayrıca sakatlanan Balta'nın yerine Türk Milli Takımı'na bile davet edilmeyen Semih mi yoksa Belçika Milli Takımı'na çağrılan Denayer mi girmeliydi? Bu Denayer stoper olarak gelmedi mi? Zihinsel ve fiziksel travma yaşayan Semih'e "Kıyak" yapmak, Denayer'i kulübede oturtmak G.Saray savunmasını allak bullak etti. 
 
Dört gol yemesine rağmen kaleci Muslera ile kaybetmeyi içine sindiremeyen, maç boyu arı gibi çalışan Sneijder'e yazık oldu.
 
RIDVAN DİLMEN: Karaman'a rağmen kazandı
 
Futbolda çok eskiden gazeteciler üç ayrı yazı yazıp skora göre yazıyı verirlermiş... Bir keresinde de buna şahit olmuştum hatta. Futbol böyle bir oyun, son saniyeye kadar belli olmuyor. Hikmet Karaman'a rağmen Rizespor kazandı.
 
Hikmet hoca benim kurs arkadaşım. Cin gibidir, Avrupa'yı yakından takip ediyor. Büyük takımlarla adı anılıyor, oralarda bulunmayı da hak eden birisi... Fakat Beşiktaş maçında kaybettikleri halde tebrik etmiştim, şimdi kazandıkları halde 'ona rağmen' diyorum. Oyunun sonunda antrenör olmaya gerek olmayan oyuncu değişiklikleri olur. Deniz'i sokmak gibi... 
 
Galatasaray sanki Rize'yle hazırlık maçı almış gibiydi. Rahat rahat top yaptılar, şut attılar. Galatasaray'da Hakan yıpranmıştı, bu maçta Denayer ya da Semih'le başlayabilirdi. Hakan sinyal veriyordu. Hikmet Karaman ise bu maç öncesinde takımının kafasını karıştırmış. Topa basmıyorlar, şut attırıyorlar, pas yaptırıyorlar.
 
Bunun çalışması olmaz. "Rakibe bol bol pas yaptırır, şut attırın" denmez. Galatasaray 1-0'a kadar tek taraflı maç oynadı, Florya'da idman mücadelesi gibi oynarken iki sakatlık yaşanınca maç değişti. Maçın en iyisi çok gözükmese de arkada sakin sakin pas yaptıran Sneijder'di. Bu artılarla eksilerle masaya yatırılması gereken bir maç... Öne geçiyorsunuz, geriye düşüp tekrar çeviriyor, sonra yeniliyorsunuz. 
 
Hakemin bir tane ciddi hatası vardı, o da Umut'a gösterdiği ilk sarı karttı. İkincisi doğruydu ama bu kart Galatasaray'ın başına iş açtı. Hamza hoca için şu açıdan şanssızdı. Sadece 10 kişi kalmak değildi mesele... Bence hoca tam Burak veya Umut'tan birini çıkaracakken bir de Semih sakatlandı en son. Çift forvet ve 10 kişi oynamak zorunda kaldı son bölümü, yapabileceği bir şey de yoktu. 
 
Karşılaşmanın başına gelecek olursak 2-3 oyuncu rotasyonu yapmalıydı Hamza hoca. Benfica maçı, döndünüz lig, sonra Lizbon, dün de Rize... Galatasaray'ın öne geçmesi Hikmet hocayı antrenörlüğe soyundurdu. Beni yanlış anlamasın, çok da severim kendisini. Kötü yönettiği maçı kazandı. 
İki takım oyuncuları da rakiplerinin zaaflarından faydalandı. Olcan'ın kademe hatasından faydalanan Mehmet arkaya sarkıp gol attı, Mehmet'in savunma zaafından faydalanan Olcan da hücumda bol bol ileri çıktı. Herhalde maçın özeti de bu...
 
ERMAN TOROĞLU: Yenilginin sorumlusu Galatasaray yönetimi
 
İlk yarıda iki takımın oyununa, stiline bakıyoruz ve 'Bu maçı kesinlikle Rizespor Haberleri">Çaykur Rizespor alır' diyoruz. Buradaki olay Rizeli oyuncularda mı yoksa teknik direktör Hikmet Karaman'da mı, onu bilemem ama ikinci yarıda maç başlayınca bir bakıyoruz Rize takımı mahkum! 
 
Aslında Burak Yılmaz ile Umut Bulut, Rizespor defansının kucağına girmişler, kımıldayacak halleri yok. Ne hücum pres yapabiliyorlar ne de hücum edebiliyorlar. 
 
Tamam, Galatasaray takımının iki tane sakatı var. Ama yine de giren yedeklerin çok daha farklı olmaları gerekir. Ama maalesef Hamza'da bir "Umut Bulut" takıntısı var. O'na çok güveniyor. Hayırlı olsun ama görünene göre Umut ile Galatasaray bir kişi eksik! 
 
Dönüyorsunuz Olcan'a bakıyorsunuz, Olcan sol bek! Kesinlikle olmaz. Olcan'dan sol bek şöyle olur; "Kardeşim sen hiç hücuma çıkmayacaksın, arkayı da iyi kapatacaksın" Çünkü rakip takım oradan inanılmaz derecede hücum ediyor. İlk 45 dakikada Rize hücumu soldan başladı, ikinci yarı sağdan oldu. Zaten gol de oradan oldu. Olcan Adın ceza alanına girip kafa ile ayakla gol atıyor. Tam orada olur, oynat! Ama sol bekte olmaz! 
Eğer Hamza hala sol bekim Olcan diyorsa demek ki bu Galatasaray yönetiminin işi ki hala ona bir sol bek alamamışlar. 
 
Galatasaray gibi büyük takımlara karşı 2-0 öne geçemezsen maçı kazanman çok zor... Rizespor 3'ü yapsa farka giderdi. Ama Podolski'den golü yiyince paniklediler. Çünkü bu Galatasaray takımına, bu kadro yapısına gol atamayan takımı falakaya yatırıp döverler. Rize'nin aklı başına geldi de geç geldi. 
 
SKORA GÖRE KONUŞMAM 
 
Hakem Serkan Çınar ne yaptı derseniz? Umut'a ilk gösterdiği sarı kart, kart değil... İkinci sarı kırmızı kart! İlk pozisyonda hem kart değil hem de pozisyon faul değil! Peki ilk yarıdaki pozisyon Rize'nin lehine penaltı olabilir mi? Olabilir. Bakmak lazım. 
 
Ben bu yazıyı yazdırmaya başladığımda Galatasaray 3-2 galipti. Ve bu yazıyı bitirdiğimde Rizespor Haberleri">Çaykur Rizespor karşılaşmayı 4-3 öne getirdi. Ben de hiçbir şekilde yazının üstüne dokunmadan noktayı koyuyorum. Çünkü hiçbir gün skora göre konuşmadım, skora göre de yazmadım. Dün geceki mağlubiyet önce Galatasaray yönetiminindir sonra da teknik direktör Hamza Hamzaoğlu'nundur.

Bu haber toplam 929 defa okunmuştur.
Sitemiz AA ve İHA resmi abonesidir.
Telgraf Türk ©2011 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Mersin Haber
Oluşturma süresi(ms): -1