Dünya'daki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

MHP’li Öztürk’ten Referandum öncesi çarpıcı açıklamalar:

Tarih: 14 Nisan 2017 Cuma 16:42
MHP’li Öztürk’ten Referandum öncesi çarpıcı açıklamalar:
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Oktay Öztürk, 16 Nisan’da gerçekleşecek Anayasa Değişikliği Referandumu ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türk Milleti’ni Milliyetçi Hareket’e güvenmeye davet eden Öztürk, “Geçmişimiz bizim teminatımızdır. Masada biz olduğumuz müddetçe o masadan bu milletin aleyhine hiçbir şey çıkmaz” dedi.
 
OKTAY ÖZTÜRK’TEN MUHALİFLERE İNCE AYAR!
 
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Oktay Öztürk, yaklaşan referandum öncesinde çarpıcı açıklamalara imza attı. Anayasa değişikliği ile nelerin değişeceğinden, bu aşamaya nasıl gelindiğine kadar çeşitli bilgiler aktaran Öztürk, kendilerini eleştiren muhaliflere de geçmişi örnek gösterdi.

Ülkücülüğün tarifini yapan Öztürk, “Ben ve benim bir alt yaşımda olanlar belli ki geçmişi unutmuşlar. Çok üzülerek söylüyorum MHP’nin geçmişini unutmuşlar. İçerisinde bulundukları, mensubiyetlik duydukları partiyi, hatta verdikleri mücadeleyi unutmuşlar. Diğer tarafta gençler var. Bazılarına sorsan büyük bir kısmı ülkücüyüm diyor.

Ama ülkücülüğün tarifini sorsan kendi aklı neyi alıyorsa, zevkleri neyi gerektiriyorsa ülkücülüğü onunla sınırlıyorlar. Oysa ki, ülkücülüğün kaynağı ilahi nizamdır. Ülkücülüğün tarihine baktığın vakit her daim şanla şerefle anılacak hadiseler vardır. Türk Milleti tarih sahnesine çıktığı andan itibaren ülkücülük var.

Ülkücülüğün temelini oluşturan ve derleyip toplayan duygular; milletin devamlılığını esas bilen ve liderden lidere geçen duygulardır. Yaradan bu millete bir misyon, bir karakter yüklemiş. Nasıl ki milletler ailesi içinde Türk Milleti’ne ayrı bir misyon yüklenmişse, bu milletin ilelebet var olması için de içerisinden güzide bir yapı çıkmıştır ve bu yapı da ülkücülerdir. Mensup oldukları milletin aleyhine kim bir araya gelse, yaratan bu oyunları görebilecek gözü de ülkücülere vermiş.

Duyacak kulağı, dillendirebilecek dili, acısını çekecek yüreği de ülkücüye vermiş. Dolayısıyla herkes vatansever ve Milliyetçi olabilir. Ama ülkücü dediğimiz vakit aynı zamanda Milliyetçidir ama ülkücü, inançları uğruna her şeyini feda edebilecek insandır.

O Hiç kimsenin göremediğini herkesten önce görür. O herkesten önce tehlikeyi fark eder. Türk siyasi hayatına çıktığı andan itibaren tavırlarına bir bakın. Bir görebilseniz, geçmişi bir hatırlayabilseniz, bugünkü tavrına hiç şaşırmazsınız”
hatırlatmasında bulundu.
 
“BİR YERDE SAKLANAN PLANLAR YENİDEN MASADA”
 
Referandumda zor bir karar verileceğine dikkat çeken Öztürk, “Zor bir karar olacak ama Türkiye de zor şartlar içerisinde. Yerinden yeten yeni bir senaryo sunuyor. Düne kadar gelip süklüm püklüm kapılarımızda dolaşanlar birden ne hikmetse bağımsızlıktan, ayrı bir devletten bahsediyorlar. Şimdi bunlar bir yerlerden tüyo almasalar, bir yerlerden hadi aslanım diyerek sırtları sıvazlanmasa böyle bir şey yapabilirler mi?

Osmanlı’nın sonuna doğru aynen böyle çaresiz bıraktılar. Sevr diye bir antlaşmayı bize dayattılar. İşte Türk’ü tarih sahnesinden silmenin ânıdır diye. Bu milletin arkasında yaratanın eli var. Bir Mustafa Kemal çıkarır, herkesin oyununu bozar.

Ancak bunlar öylesine illet ki, bir defa plan, program yapıp masaya koydukları vakit, kabul edilmese bile onu yırtıp atmıyorlar. Bir yerde saklayıp tekrar revize edip sahneye sürecekleri şartları oluşturuyorlar ve zamanını bekliyorlar. İşte bugün o bekledikleri zaman”
diye konuştu.
 
“YA SİZ KİMİN YANINDASINIZ?”
 
Kendilerine referandum ile ilgili “Recep Tayyip Erdoğan size katil dedi şimdi nasıl onun yanındasınız” diye soranlar olduğunu belirten Öztürk, Doğu Perinçek ve PKK cephesine işaret ederek, “Siz kimin yanındasınız? Bizi katledenlerin yanındasınız. O bize katil dedi, şimdi kendi utanıyor. Ama sizin yanında olduğunuz da ülküdaşlarımızın katledilmesi emrini veren adam” dedi.
 
HERKESİN KORKUSU YENİ BİR KALKIŞMA”
 
AKP’nin 2007’de Cumhurbaşkanı’nı seçemeyince, meseleyi referanduma götürerek Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin dediğini anımsatan Öztürk, “Şimdi CHP’li kardeşlerim bu sisteme karşılar ya, kendileri bunun mucidi. AKP senden kurtulmak için referanduma götürdü ve halk tarafından seçilen iki baş doğdu.

Biri Başbakan, biri Cumhurbaşkanı. İkisi de bizi halk seçti diyor. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı ben bugüne kadarki Cumhurbaşkanları gibi olmam yetkilerimi sonuna kadar kullanırım diyor. Yetki dediği Anayasa’da 2,5 sayfa. Diğer maddelere de atıf yapıyor. Adını fiili durum olarak koyuyor. Ardından da işte 15 Temmuz geliyor. 15 yıl bu devletin kılcal damarlarına kadar girdiler. Bunda kimin günahı var?

Kim bunun müsebbibi? Bugün onu tartışacak durumda değiliz. Tehlike o kadar büyük ki… 15 Temmuz’da harekete geçtiler. Dikkat edin yurtta sulh konseyinin televizyonlardan okuttuğu metinde gerekçe olarak Anayasa çiğneniyor diyor.

Evet Anayasa çiğneniyor. Kim çiğniyor? Cumhurbaşkanı. Fiili durum diyor Anayasa’yı çiğniyor. Tehlike henüz geçmiş değil, çünkü 15 yılda kılcal damarlara girenlerin nerede ne kadar var olduklarını bilmiyoruz. Herkesin korkusu da yeni bir kalkışma”
diye konuştu.

15 Temmuz’a kontrollü darbe diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na seslenen MHP’li Öztürk, “Bu ülkede Anayasa çiğneniyor, darbeciler Anayasa’nın çiğnenmesini gerekçe göstermişler, ana muhalefet partisinin hiç sesi çıkmıyor. Kılıçdaroğlu’nun mantığıyla baksak, bizim de sorasımız geliyor.

Ey Kılıçdaroğlu darbenin gerekçesi devam ederken sen koskoca ana muhalefet partisinin genel başkanısın bunu görmüyor musun? Göre göre de niye sesin çıkmıyor? Senin de bir anlaşman mı var yoksa?

Darbeciler darbeye kalkışacaksa gerekçeleri hazır olsun diye bir beklenti içerisinde misin? Onun mantığıyla bakıp bu soruları sorsak kim ne diyecek bize?”
diye sordu.
 
BAŞKANLIK DA YOK ÖZERKLİK DE…
 
Türk Milleti’nin her 100 yılda bir bazı çevrelerce değişimlere zorlandığını aktaran Öztürk, “Şimdi devletin kuruluşunun 100’üncü yılına geliyoruz. Yine birileri kendi isteklerine göre bir değişime gidecekler. Biz de dedik ki: hazırla Anayasa’nı getir. 157 maddeyle geldiler, böyle bir Anayasa olmaz dedik. 37’ye düşürdüler bu da olmaz dedik.

En son 12 maddeyle geldiler. 12 maddeyi de aldık elimize, güzelce yonttuk, yonttuk, yontarken de bu Anayasa’dan bu millete zarar gelmesin hususuna dikkat ettik. Milletin zararına dokunabilecek her düzenlemeyi yonttuk, çıkarıp attık. Şimdi Anayasa’nın ilk 4 maddesi değiştirilecek diyorlar.

Bakıyoruz 18 maddeye orada ilk 4 madde yerinde duruyor nasıl değişecek? Efendim Anayasa’nın 123’üncü maddesinde Cumhurbaşkanı’na tüzel kişilik kurma hakkı veriyorsunuz. Ne olacak? Özerk bölgeler, eyaletler kurar. Oysa ki Anayasa’nın 2 ve 3’üncü maddesi yerli yerinde duruyor. Devletin üniter yapısı korunuyor. O maddeler yerinde olduğu müddetçe hiç kimse bu ülkede özerklik hayalini bile kuramaz.

Efendim Cumhurbaşkanı kararnamelerle yönetecek ülkeyi. Evet Cumhurbaşkanlığı kararname çıkarabiliyor ama hükmü koymuşuz oraya; Cumhurbaşkanı’nın Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi kaldırılıyor. Yani çıkardığı kararnameler kanun hükmünde değil. Kişisel haklar, temel haklar, siyasi haklar noktasında Cumhurbaşkanı kararname çıkaramaz. Meclis aynı zamanda Cumhurbaşkanını yargısal denetime tabi tutuyor. Meclis soruşturması, meclis araştırması var, genel görüşme var, yazılı soru önergesi de var.

Cumhurbaşkanı ve yardımcıları yanlış yaptığı vakit meclisin yargıya gönderme hakları var. Meclis daha da güçleniyor. En çok şaşırdığımız da ilk 4 madde değişecek diye diretmeleri. Hepiniz hatırlarsınız. 7 Haziran sonrası şartlarımızdan biri bu ilk 4 maddeye dokundurtmayız şartıydı. Çözüm süreci safsatasını ortadan kaldıracaksınız dedik. Biz bunun üzerine hayatımızı koymuşuz. Bugün bu maddelerin değiştirilecek endişesi taşıyan CHP, 24’üncü dönemde bunların teklifini getirdi.

Anayasa’nın 1’inci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına saygılı diye geçer, bunlar dayalı diye getirdiler. Meclis zabıtlarını açın görürsünüz. Kim ne konuşmuşsa hepsi orada. İzmir Milletvekili Rıza Türmen 2 ve 3’üncü maddeler değiştirilmeli dedi. Laf salatası dedi. Hepsi zabıtlarda var. Dahası biz 11 Ekim’de sorumluluk üstlenmeseydik bu Anayasa değişikliği mutlaka yapılacaktı.

Biz bıraksak HDP ile bir Anayasa yapmaya kalksalar o Anayasa’da Türk kelimesi olmayacaktı. O Anayasa Türk’ün Anayasa’sı olmayacaktı. Ama şimdi Devletin Cumhuriyet şekli, üniter yapısı, tek dil, tek bayrak, tek millet Türk milleti maddeleri korunuyor. Bu da ancak Milliyetçi Hareket Partisi’nin sayesinde oldu”
diye konuştu.
 
“GÜN HESAPLAŞMA GÜNÜ DEĞİL”
 
Kendilerine söylenen “Recep Tayyip Erdoğan size hakaret etti” sözlerine de cevap veren Öztürk, “Doğru, etti. Unutmamız da mümkün değil. Katiller dedi, çapulcular dedi, Fatiha’yı İhlas’ı bilmezler dedi. Unutursak namerdiz. Ama gün hesaplaşma günü değil. Tehlike kapımızda ve daha da büyük. Belalar toplanmış üstümüze geliyor.

Demokrat dediğiniz Avrupa atını itini nallamış, insanlarımızın üzerine sürüyor. İtlerine insanlarımızı boğduruyorlar. Kapılarını ağzına kadar PKK’ya açtılar. Böyle bir ortamdayız. Türkiye Cumhuriyeti devletini bekleyen tehlikeler daha büyük. Onun için biz bu hesabı mahşere bırakmayacağız ama zamanı bugün değil”
dedi.
 
SON NOKTAYI ÖZTÜRK KOYDU: “BU MİLLET GÖK KUBBE’Yİ BAŞINA YIKAR”
 
“Geçmişimiz bizim teminatımızdır” sözleri ile milliyetçi hareketin bugüne kadar ki tavrını anlatan ve değişmeyen çizgilerini teminat gösteren Öztürk, açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Eğer korkunuz bu Anayasa ise o masada biz olduğumuz müddetçe o masadan bu milletin aleyhine bir şey çıkmaz. Buna inanın. Birileri diktatör olacakmış. Kağıt üzerinde kurulmuş bir devletin sahibi değiliz.

Derleme toparlama bir millet de değiliz. Tarihin en kadim milletiyiz, dünyaya nizam vermiş bir milletiz. Padişahlar bile o diktatörlüğe heveslenememişler, Recep Tayyip Erdoğan’ı da aşar. Niyetlendiği an Allah şahit bu millet Gök Kubbe’yi başına yıkar. Hiçbir endişeniz olmasın. Bu Evet çıkacak ama yüksek bir rakamla çıksın ve Avrupa’nın, Amerika’nın bizim üzerimizdeki hesaplarını altüst edelim istiyoruz.

Bu arada başkanlık sistemi de yok, hikaye. Bir etkisi olmayan Başbakan’ın yetkilerini aldık Cumhurbaşkanı’na verdik hepsi bu. Adını da Cumhurbaşkanlığı sistemi koyduk. Yarın kimin geleceğini bilemiyoruz. Erdoğan’ın 2 saat sonra hayatta olacağının bir garantisi var mı? Efendim diyorlar Recep Tayyip Erdoğan’a güvenmiyoruz. Biz de güvenmiyoruz. Biz kimseye güvenmiyoruz, sadece aklımıza güveniyoruz ve bu aklın da bu millete zarar vermeyeceğine iman ediyoruz.

Sayın genel başkanımız hiç yanılmadı ve neye işaret ettiyse hepsi çıktı. Bu sefer de Allah’ın izniyle yanılmayacağız. Rahat olun, siz Evet dedikçe Cumhuriyet yerinde kalacak, bu milleti bölmeye kimsenin gücü yetmeyecek, bu millete kimse ömür biçemeyecek ve siz Evet dedikçe çoluğumuz çocuğumuz bu topraklarda hür ve bağımsız yaşamaya devam edecek. Aksi ne olur?

Sokaklara bakın Suriyeli çocukların halini görün. Onlar bizden daha şanslı ki onlara kucak açan bir Türk Milleti var. Allah korusun biz zelil ve perişan olduğumuz vakit bize kucak açacak kimse yok. Bize bizden başka kimse dost da değil. Allah milletimizin doğru kararı vermesini nasip etsin. Rabbim umduklarımıza nail, korktuklarımızdan emin etsin”

Bu haber toplam 743 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemiz AA ve İHA resmi abonesidir.
Telgraf Turk ©2011 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Otel Yorum
Oluşturma süresi(ms): -1